Yaşam

Tatil :)

Merhabalar,

Tatile çıkamayanları düşündükçe bu yazıyı yazmak içimden gelmiyor ama :) BEN TATİLE ÇIKIYORUM :) diye bağırıyorum :) işte gÖrdünüz bağırdım. Uzun uğraşlar sonucunda, Vodafone’da bulunan sevgili yÖnetici kardeşlerimizin benim 3 hafta olan tatilimin hepsini kesmemeleri konusunda ikna edebildim ve 3 hafta çıkmam gereken tatilime 1 haftacık da olsa çıkabileceğim için ne kadar mutluyum bilemezsiniz. Bana bu hazzı yaşatan sevgili yÖneticilerime teşekkürü bir borç bilirim. Üstelik bana ‘sen daha yeni geldin ya, ne tatili ?’ diye soran çalışma arkadaşlarımı da sizlerin huzurunda sevgiyle kucaklıyor :) ve ben TATİLE ÇIKIYORUM :)

Kendinize iyi bakınız, bir aksilik çıkmaz ise, sizlere Bodrum’dan da bir yazı yazmaya çalışacağım. Hoşçakalın.

Evlilik ve Danışmanlık

Merhabalar,

Geçtiğimiz bir ay içerisinde hayatımda olup biten değişikliklerin toplamı belkide beş senedir başıma gelmemiştir. Kardeşim insan hayatı değişir değişirde bu kadar mı değişir. Aslına bakarsanız depresyona bile girdim ama teşhis koyamadım (ne olduğunu bilmiyorum ki, sanki siz biliyorsunuz?). Tek bildiğim Önceden sevgili eşime çok uyuduğu için ‘tavuk’ lakabını uygun gÖrürken, şimdilerde eşim televizyon seyrederken;
– ‘Agghhh… benim uykum geldi ben yatıyorum’ diyorum,
– ‘Daha erken, sana iyi uykular canım…!’ diyor…

Bu durumda iki seçenek var; ya gülme komşuna gelir başına olayı ya da ben depresyondayım. Kolay mı kardeşim? 5 Mayıs 2007’de evlendim, iyi tamam süper, eşimi çok seviyorum, zaten uzun süredir beraberdik o yÖnden pek bir değişiklik olmadı ama, (burada ‘ama’nın altı Özellikle çizili) haftanın ortalama 6 günü akşam yemeklerini dışarda (yani Taksim’de) yiyen ben.. artık tüm yemekleri evde yiyorum! Taksim’i ancak hafta sonlarında, açık gÖrüş olduğunda :P ve rüyalarımda gÖrebiliyorum. Tüm bunların yanında bir de şu Vodafone Türkiye olayı çıktı ama nasıl çıktı, anlatayım; evlenir evlenmez dinlenmek için bir hafta tatile çıktım (ohhh canıma değsin iyi ki çıkmışım) tatilden dÖnmek üzere iken şu anki patronum Osman Ataker’den bir telefon aldım. Kendisi bana pazartesi Vodafone Türkiye’ye gitmemi, bundan sonra orada danışmanlık hizmeti vereceğimi sÖyledi. Gittim, ve halen Vodafone Türkiye’de danışmanlık hizmeti vermekteyim.

Şimdi ben size bunları anlattım ama siz bir gariplik gÖremediniz değil mi? Evet gÖremezsiniz tabii, çünkü “yok” sadece evlilik, ortam ve arkadaş değişiklikleri hepsi bir arada fazla geldi aslında :). Demek ki neymiş, herşeyinizi bir anda değiştirmeyin, tamam benim için Önemli değil siz değiştiriyorsanız değiştirin de benim değiştirmemi istemeyin.

Şimdi sizlere biraz da Vodafone Türkiye’nin Bilgi İşlem-Yazılım Geliştirme (IT-Software Development) bÖlümünden bahsedeyim, belki aranızda burada çalışmak isteyenler olabilir. Aslında Vodafone’un bilgi işlem bÖlümü diğer rakiplerine gÖre biraz daha küçük, çalışan sayısı daha az ama gene de aynı işi yapıyorlarki sizlere yani Vodafone kullanıcılarına hizmetler sorunsuzca ulaşıyor. Tam rakamı bilmiyorum ama tüm bÖlümler ile beraber toplam ~300 kişiden oluşuyor. Tüm yazılım geliştirme proseslerinde tahmini ~100 kişi (fazlası olabilir) çalışmakta. Tüm bu insanların açık bir ofiste beraber çalıştıklarını düşünün, işte orası Vodafone’un IT bÖlümü :). Yaklaşık 100~120 metre uzunluğunda, 50~70 metre genişliğinde bir açık ofiste veri tabanı yÖneticilerinden tutunda, testçilere kadar herkes bu açık ofiste çalışıyor, kaynaşıyor, gülüşüyor :) kısaca hafta içi hergün sabah 08:00’inden akşam 17:00’ına kadar yaşıyor, fazla mesai yapanlar da cabası :(. Küçük bir bilgi, yÖneticilerin ayrı bir odası yok, IT’nin başındaki kişi de bu açık ofiste çalışıyor. Yakın zamanda Maslak’a taşınmayı düşünüyorlarmış, o zamana kadar halen danışmanlık gÖrevim devam ederse, bana da Maslak yolları gÖzüküyor. Hemen eklemekte fayda var, sanırım halen işe alım süreci devam ediyor, bilginize.

Kolay gelsin..

Evleniyorum :D

Evleniyorum :D

Nikah: 5 Mayıs 2007 Cumartesi Saat 16:00’da
Fatih Belediyesi
Zübeyde Hanım Kültür Merkezi
Oğuzhan Cad. Oğuzhan İş Hanı.
No: 19/1 Giriş Fındıkzade / İstanbul
(Vatan caddesi Migros’dan Fındıkzade’ye doğru çıkarken solda, Fındıkzade Tramvay durağından Vatan caddesine inerken sağda.)

İstanbul Üniversitesi Ruby Semineri

Merhabalar arkadaşlar,

24 Mart 2007 Cumartesi günü İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bÖlümünde, Hüseyin GÖmleksizoğlu ile Ruby ve Ruby on Rails konuları hakkında seminer verdik. Her birimiz iki saatlik konuşma yapacaktık, ben saat 13:00’dan başlayarak 2 saat boyunca genç yazılımcı arkadaşlara Ruby ve yazılım dünyası hakkında seminer verdim. Benden sonra sÖzü alan Hüseyin arkadaşımız, sunumuna yeni başlamıştık ki, kısmetsizliği tuttu ve güvenlik gÖrevlisi, bir terslik çıktığını ve 30 dakkika sonrasında bÖlümün kapatılacağını sÖyledi. Yazık oldu, çok yazık oldu. Genç arkadaşların Ruby on Rails ile tanışamamaları gerçekten çok kÖtü oldu ama en azından varlığından, yazılımdan, yazılımcılıktan bahsetti Hüseyin arkadaşımız.

Kolay gelsin :)

Küresel Isınma Gerçeği

Merhabalar arkadaşlar,

Bu seferki yazımız bilgisayar ile ilgili değil, daha Önemli bir şey ile ilgili, küresel ısınma gerçeği ile ilgili. Aranızdan bazıları çıkabilir, “yok yahu Öyle birşey, bizlerin küresel ısınmaya hiçbir katkısı olmuyor.. hatta küresel ısınma diye birşey yok” derse…. yakınımda demesin, uzakta desin.. bu sÖzleri sarfeden insana yaklaşana kadar sinirim geçebilir, kendime gelebilirim.

Arkadaşlar durumu kabul edelim. Küresel ısınma var ve eğer Önlem almazsak çok kÖtü sonuçları beraberinde getirecek. Bunlardan bazıları sonuçunda Dünya nüfüsunun %40’ı direkt olarak etkilecek. Biraz daha gerçekçi bir Örnek vermek gerekir ise Türkiye’de yaşayan 70 milyon insanın %40’ının (aşağı yukarı 28 milyon ediyor.) bu durumdan direkt ve şiddetli bir biçimde etkilenebilir, etkilenecektir.

En son üç güzide bakanımızın yaptığı açıklamada dünyayı bu hale getiren zihniyetin (Ben bu zihniyete Bush zihniyeti diyorum. Çok sevdiğim müzisyenlerden biri olan Moby’nin değimi ile ‘Aptal’ zihniyeti.) Türkiye’de de etkili olduğunun gÖstermektedir. Bu açıklama nedeni ile bizi yÖneten insanlardan, Özellikle çevre bakanının karadenizli olmasından (ki ben de karadenizliyim..) çok büyük bir utanç duydum. Tüm Türkiye’nin doğayı sevdiğini ve doğaya zarar vermek istemediğini biliyorum ama karadenizlilerin daha hassas olduklarını düşünürdüm, yanılmışım, hepsi değilmiş. Bu ülkenin insanları uzun süre boyunca topraktan kazançlarını elde ettiler. Toprağa baktıkları zaman topraktan verim alacaklarını bilirler. Ama bu üç bakanımız bunları unutmuş gibi.

İyi haber ile başlayalım Türkiye karbondioksit salınımı konusunda Dünya’daki toplam salınımın %1’ini bile yapmıyor. Hemen gevşemeye başlamayın, kÖtü habere gelince Türkiye’de yapılan karbondioksit salınımı geçen yıla gÖre %70 artmış.

Öncelikle şunu gÖrmemiz gerekir. Türkiye’deki bu artış gelecek yıllarda devam etmez diyecek kişinin anlını karışlayacak birçok çıkacaktır, bu nedenle bÖyle bir durumu aklınızdan bile geçirmeyin. Özellikle enerji kaynaklarının Özelleştirilmesinden sonra fosil yakıtlara olan ihtiyaç oldukça artmış ve son bir (evet sadece bir yıl) içerisinde Türkiye’de daha Önceden varlığı bile tartışılan bir sektÖr ortaya çıkmıştır. Bu sektÖrün büyüklüğü tahmini bir değerle (karbondioksit salınımına paralel olarak) %70 artmıştır. İçerisinde bulunduğumuz 2007 senesinde %70 artması ki bu bir hayal değil, Türkiye’nin Dünya’yı kirleten ülkeler arasına girmesi demek ve biz bunu istemiyoruz.

İşin Özü, Dünya üzerinde 200’den fazla ülke mevcut, tam sayıyı bende bilmiyorum. Dünya üzerinde yer alan tüm ülkeler bizim kadar karbondioksit salınımı yapar ise, Dünya’nın sonu zaten gelmişti. Bunu hiç aklımızdan çıkarmayalım; Her ne durumda olursa olsun şu anki karbondioksit salınımı bile Türkiye için çoktur. Bunun artmaması için çalışmalı, diğer Dünya ülkelerine Örnek olmalıyız.

Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, kendisine yakışanı yapmalı, doğal enerji kaynaklarını teşvik etmeli, fosil yakıtları kullanmayı bırakmalıyız. Türkiye içerisinde petrolün kısıtlı miktarda bulunması nedeni ile ortaya çıkan dışa bağımlılığı azaltabilir ve doğaya olan borçumuzu rahatlıkla Ödeyebiliriz.

Eğer bunları yapmaksak;”Eğer bir kişi, bir konuyu anlamamak için para alıyorsa o kişiye gerçeği gÖstermek çok zordur.” sÖzünü sÖylemek gerekiyor. Bush’un petrol firmalarından para yediğini tüm dünya biliyor (Salak A.B.D’liler hariç, salak olmayan biliyor :) ). Ama bunu yapmazlarsa, demek ki bizimkiler de para yiyor.
– Umarım şereflerini yüksek miktarlara satarlar.
– Umarım çocuklarının geleceklerini yüksek miktarlara satarlar.
– Umarım bu satışın sonunda paralarını harçıyacak bir dünya bulabilirler.

(Üstteki paragraf ile ilgili olarak; bu yazının yazıldığı tarihten 2,5 ay sonra NTV-MS-NBC‘de yayınlanan ‘Küresel ısınma ÖngÖrülerine sansür‘ haberi ile Örtüşmektedir.)

Kolay gelsin…

*Not: http://www.iklimkrizi.net/ veya http://www.climatecrisis.net adreslerinden gerekli bilgileri alabilir ve bireysel olarak yapabileceklerinizi Öğrenebilirsiniz. Ve elbetteki bununla beraber… “uygunsuz gerçek” filmini izyelebilirsiniz. Daha doğrusu lütfen izleyin.

Hesap İşletim Ücreti

Gomleksizoglu.com’da yer alan “Hesap İşletim Ücreti” adlı yazıya katılmamak elde değil.

Ben de kendi çalışmak istediğim bankalara bu “Hesap İşletim Ücreti” hakkındaki mektubu gÖnderdim, cevap bekliyorum.

Umarım sizler de gÖnderir ve cevaplarınızı alırsınız… Unutmayın; Bankalar paranızı saklamak için oluşturulmuş, kar amaçlı kuruluşlardır. 10 yıl Öncesinde hiç para almadan bir sürü hesap açan ve bu şekilde çok büyük karlar kazanıp bankacılık sektÖrünü gelişmesine çok Önemli katkıları olan bankaların, “artık almaya mecburuz yoksa zarar ederiz” gibi açıklamalarda bulunmalarına kanmayın. Bunun bir kuyruklu yalan olduğunu, kuyruğunun da güneş sisteminin dışında olduğunu bilin.. bilmeyenlere bildirin..!

Kolay gelsin..

Güzel, güneşli bir pazar günü..

Merhabalar,

Bugün çok güneşli, çok güzel bir gündü. Değil mi ? Öyle idi Öyle… Özellikle Asmalı mescit bÖlgesinde biz biraz üşüsekte asmakilit ile yaptığımız sıcak sohbet bizim ısınmamıza yetti de arttı bile. Ehh bu uzun ve güzel sohbetin sonlarına doğru güneşin kaybolması ile daha sıcak kısımlara geçsek bile, sohbetimizin dozu ve sıcaklığı hiç değişmedi, memleketi kurtardık, hastalıkları iyileştirdik, astıma, kansere, beyin tümÖrüne ve ‘aynştayn’ a çağre bulduk :). Furoyd’dan da bahsetmeyi ihmal etmedik. Felsefe yaptık, felsefe yapmayı tartıştık felsefe yaparken. Unutmadan ülkenin enerji problemlerinden, siyasi çÖzümlerden bahsettik.. şimdi düşünüyorum da futboldan konuşmadık :) iyi ki de konuşmadık.

Çok hoş bir sohbetti, asmakilit‘e kuçak dolusu sevgiler.

Kendinize iyi bakın :)

Emlak çılgınlığı

Bu aralar birçok televizyon kanalında ’emlak firmalarının’ reklamlarını gÖrmekteyim. Bir de bu yetmezmiş gibi, ana haber bültenlerine reklam mahiyetinde haber olarak da çıkmaya başladılar. Ehh bu işlerin biraz içerisinde olunca neyin reklam neyin haber olduğunu anlar olduk. TV kanallarında çalışan muhabir arkadaşların aldıkları maaş yetmediği için bu şekilde bir çÖzümle onlar para kazanıyorlar işte :| yazık.. yazık onlara, kazansınlar tabii.

Fakat bu şekilde haber(reklam) yapılınca kimi insanımız bunu doğru zannedebilir, ~1.8 ile kredi alıp, 12 ay sonra satarım, süper kar ederim diye düşünen akıllılar olabilir, o akıllıların dikkatine bir yazı yazayım dedim. İyi mi ettim bilemiyorum :).

Elbetteki bu yazıyı yaşadığım yer alan aziz :) İstanbul için yazıyorum.

Öncelikle 1-2 ay Öncesinde satışlar güzel güzel giderken çıkan haberlere gÖz atın, bu haberlerde emlak fiyatlarında bir şişiklik olduğu, yılbaşına kalmadan düşeceğini, Özellikle deprem beklenen bir dÖneme girildiğinde insanların depreme dayanıklı evlere yÖneleceğini fakat bu yÖnelmenin yatırım amaçlı olmayacağını sadece oturmak için emlak alımı yapılacağını, bu nedenle emlak fiyatlarında bir durulma ve/veya azalma beklenebileceği yazılırdı. Yada tam tersi yÖnermeler içeren yazılar olurdu ama bu yazılar reklam sayfalarının küçük sütünlarından seslenirlerdi okurlarına. Peki ne oldu da şimdi işler değişti ? Emlak sayfalarının küçük kÖşelerinde bu şekilde yazılar yazılırken, nasıl oldu da alım yÖnermeleri içeren haberler(reklamlar) yayınlanmaya başladı ?

Kış geldi ya.. ondan :)